18 Aralık 2010 Cumartesi

Tüp bebekte yeni teknoloji


“Metabolomix" isimli yeni bir yöntemle, tüp bebekle çocuk sahibi olmada hem çoğul gebelik önlenebiliniyor hem de gebelik şansı %80'e kadar çıkıyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Üreme Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Arıcı, aynı zamanda öğretim üyesi olduğu Yale Üniversitesi’ndeki ekibi ile birlikte geliştirdiği “Metabolomix" isimli yöntemle en sağlıklı embriyonun seçileceğini ve artık çoğul gebeliklerin önüne geçileceğini söyledi.

Prof. Arıcı, "Sonuçlar gayet başarılı. Şu an 35 yaşından genç kadınlarda, bugüne kadar varolan yöntemlerle görünüşüne bakarak seçilen tek embriyo transferiyle hamile kalma şansı yüzde 25-30 gibidir. Metabolomix yöntemiyle seçilen tek embriyo transferiyle hamilelik şansı yüzde 50’ye, iki embriyo transferinde ise hamilelik şansı yüzde 80’e çıkmaktadır” dedi.

Metabolomix tekniğinin kullanımı konusunda da bilgiler veren Prof. Dr. Aydın Arıcı; “Embriyolar, kendilerini besleyen bir sıvının içinde yaşamlarını sürdürürler.
İnsanlar gibi yer, içer ve daha sonra aldıkları maddeleri idrar ve dışkı yoluyla atarlar. Bir insanın sağlık sorununu belirlemek için nasıl idrar ve dışkısını inceliyorsak, yeni geliştirilen bu yöntemle artık embriyoların da atıklarını inceleyebiliyoruz. Bu analizleri yaklaşık yüzlerce atığı analize edebilen “spektrofotometre” dediğimiz çok gelişmiş bir alet ile değişik dalga boyları kullanarak gerçekleştiriyoruz. Bu yöntemle embriyonun profilini çıkartabiliyor ve buna bağlı olarak görünüşe aldanmadan sağlıklı olup olmadığını belirleyebiliyoruz. En sağlıklı embriyoyu transfer ederek çoğul gebeliklerin de önüne geçebiliyoruz” diye konuştu.

ÇOĞUL GEBELİĞİ ÖNLEME ORANI YÜZDE 99

Metabolomix yönteminin yüzde 99 oranında çoğul gebeliklerin önüne geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Aydın Arıcı, çok nadir de olsa, tek embriyo transfer ettiğiniz halde doğal yollarla bölünüp ikiz gebelik oluşabileceğini ifade etti.

YENİ YÖNETMELİK SAĞLIKSIZ DOĞUMLARI ENGELLEYECEK

Prof. Dr. Aydın Arıcı, Sağlık Bakanlığı’nın tüp bebek konusuna çeşitli düzenlemeler getiren “Üremeye yardımcı tedavi uygulamaları ve üremeye yardımcı tedavi merkezleri hakkında yönetmelik” konusunda ise şu değerlendirmede bulundu:

“Yeni yönetmeliğe göre, tüp bebek uygulanacak ailelerde kadının yaşı 35’in altındaysa, birinci ve ikinci uygulamada anne rahmine tek embriyo transfer ediliyor. Eğer bu iki uygulamada kadın gebe kalamadıysa, sonraki denemelerde iki embriyo transfer edilebiliyor. Fakat ikiden fazla transfer yapılamıyor. 35 yaşın üstündeki kadınlarda ise en fazla iki embriyo transfer ediliyor. Yani bu yönetmelik, ikinin üzerinde embriyo transferini tamamen yasaklıyor. Bu gelişme sağlıksız doğumları engelleyecek.

“Bugüne kadar kontrolsüz bir şekilde istenilen kadar embriyo transfer ediliyordu. Bu durum insan hayatına fazla değer vermeyen bir yaklaşımı gösteriyordu. Benim gözümde başarılı bir tüp bebek tedavisi sağlıklı ve tekiz bir hamileliktir. İkiz kabul edilebilir, ama ikiz üzeri çoğul gebelik aslında tüp bebek tedavisinin başarısızlığı demektir. Çünkü çok istenen bebek olayında ikizin ötesinde çoğul gebelik hem annenin, hem de bebeklerin büyük risklere maruz kalması demektir. Üçüz ve dördüz gibi bir durumda erken doğum riski çok yüksektir. Üçüzde erken doğum riski hemen hemen %60’a varıyor. Bu da doğum sırasında yaşanabilecek komplikasyon riskini ve sağlıksız doğum ihtimalini yükseltiyor. Çok istenen bir bebeğin sağlıksız doğması hem o bebeğe, hem de o aileye ömür boyu bir sorun oluyor.”

METABOLOMIX ÇİFTLERİ EKONOMİK YÖNDEN RAHATLATACAK

Yeni yöntemin, tüp bebek tedavisi gören çiftleri ekonomik yönden de rahatlatacağını belirten Prof. Arıcı, “Bu yöntem çok pahalı değil. Tekniğin geliştirilmesi oldukça masraflı oldu ancak sonuçta her tüp bebek tedavisi gören kişiye uygulanabilecek bir yöntem ve maliyetleri çok fazla artırmayacak. Ayrıca en sağlıklı embriyonun seçimine olanak tanıdığı için mutlaka maliyet açısından daha uygun olacak” dedi.

Tüp bebekle ilgili bildikleriniz doğru mu?

Tüp bebek tedavisi uzun yıllardır uygulanmasına karşın, doğru bilgiye sahip olunmaması, birçok yanlış inanışı da beraberinde getiriyor. Tüp bebek tedavisinde istenilen sonuçlara ulaşmak için çiftlerin beklentilerinde gerçekçi olması gerekiyor. Bunu sağlamanın yolu da hekimlerin hastalarını doğru bir şekilde bilgilendirmesinden geçiyor.

Prof. Dr. Aydın Arıcı, tüp bebek tedavisi konusunda halk arasında doğru olduğu düşünülen yanlışlara dikkat çekiyor.

İnterfilite yani tüp bebek tedavisinde bilimsel çalışmalar ve teknolojik ilerlemeler ışığında her gün yeni bir gelişme yaşanıyor. Bu gelişmeler sayesinde artık çocuk sahibi olamayan birçok çift için umut ışığı doğuyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Aydın Arıcı, kısırlık ve tüp bebek tedavisi konusunda doğru bildiğimiz yanlışların altını çiziyor. 



Kısırlık doğuştan gelen bir özelliktir ve değiştirilemez

Kısırlığın nedenleri arasında kromozomal sorunlara bağlı, sperm veya yumurta oluşumunda ortaya çıkabilecek bazı sorunların doğuştan geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Aydın Arıcı, enfeksiyonlara bağlı tüplerin tıkanması veya miyomlara bağlı rahimin deforme olması, çevresel faktörlere bağlı sperm üretiminin azalması, yaşa bağlı yumurta üretiminin azalması gibi birçok sorunun sonradan gelişerek kısırlığın ortaya çıkmasına neden olabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Arıcı; “Çocuk sahibi olamayan çiftlerin %20’sinde doğuştan gelen bir sorun bulunuyor” dedi.

Tedaviye sadece ileri yaşlarda gerek duyuluyor

Erkekte sperm sayısının düşük olması ya da hiç olmaması gibi sorunların doğuştan gelebildiğini, bu kişilere evlendikten sonra belli bir süre zarfında eşi gebe kalmadıysa sperm tahlili yapmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Aydın Arıcı, “Sonuç başarısızsa, kişinin eşinin yaşı ne olursa olsun mutlaka tüp bebek tedavisine geçmek gerekiyor. Kadınlarda da hangi yaşta olursa olsun tedavi için ileriki yaşları beklemelerine gerek yok. Genç yaşta da tüp bebek tedavisi uygulanabiliyor” dedi

Kısırlık sadece tüp bebek tedavisiylemi çözülebilir?

“Her kısırlık tüp bebek yöntemiyle tedavi edilmek zorunda değil. Örneğin hafif sperm bozuklukları veya yumurtlama sorunu olan çiftlerde tedavi, yumurtlama tedavisi ve aşılamayla birlikte yapılabiliyor” diyen Prof. Dr. Aydın Arıcı, sözlerine şöyle devam etti; “Dolayısıyla kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin ilk aşama olarak tüp bebek tedavisine yönlendirilmesi doğru değil. Başlangıç olarak daha basit tedavilerin denenmesi ve başarılı sonuçlara ulaşılamazsa, en son aşama olarak tüp bebek tedavisine geçilmesi gerekiyor.”

Kronik hastalıkları olanlara tedavi uygulanamıyor

Prof. Dr. Aydın Arıcı, kronik hastalıkları olan kişilere de tüp bebek tedavisi uygulanabildiğinin ancak dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Kalp, diyabet, yüksek tansiyon, ağır böbrek hastalıklarına sahip olan kişilerin gebeliklerinin yakın gözlem altında tutulmasının önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Arıcı, bu kişilerin herhangi bir şekilde gebe kalmadan önce, hekime başvurması gerektiğini de sözlerine ekledi.

İleri yaştaki kadınlara tedavi uygulanamıyor

Kadınlarda yumurta üretiminin 34 yaşından itibaren harap olmaya ve azalmaya başladığını belirten Prof. Dr. Aydın Arıcı, “Bu nedenle gerek tüp bebek tedavisinde, gerekse doğal gebeliklerde yaş ilerledikçe gebelik oranı düşüyor. Böyle bir durumda sağlıklı gebe kalma şansı azaldığı için bu çiftlerin çok iyi bilgilendirilmeleri ve beklentilerinin gerçekçi olması gerekiyor” dedi.


Tüp bebek tedavisinde gebelikler güç seyrediyor

Prof. Dr. Aydın Arıcı tüp bebekle gerçekleşen her gebeliğin riskli olduğunu düşünmenin yanlış olduğunu belirtti. “Birçok gebelik normal ve sağlıklı olarak devam ediyor. Ancak çoğul gebelik varsa ve annenin yaşı 40’ın üzerindeyse, her adımda oluşabilecek zorlukların dikkatli bir şekilde izlenlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. “ dedi.

Stres sonuçları etkilemiyor

Ciddi boyutlardaki stresin, başarı sonuçlarını etkilediğini belirten Prof. Dr. Arıcı, “Bu nedenle hasta odaklı merkezlerde başarının yüksek olmasının nedenlerinden biri bu. Hastanın her türlü ihtiyacının karşılanması, psikolojik desteğin verilmesi ve mümkün olduğu kadar tedavi sürecinin gidişatında hastaların da bilgilendirilmesi tedavinin başarısında rol oynuyor. ” dedi

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığına dikkat

Tüp bebek tedavisinde 3 ya da daha fazla sonuç alınamaması halinde, sorunun, embriyo kalitesi, genetik faktörler, rahime bağlı nedenlerin yanı sıra anne adayının sistemik rahatsızlıklarından kaynaklanabildiği belirtildi.

Uzmanlar, başarılı bir tüp bebek uygulaması için çiftlere tam analiz yapılmasının şart olduğunu ve sorunun tespit edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Gürgan Clinic Kadın sağlığı, İnfertilite ve Tüp bebek merkezi Medikal Direktörü ve Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Doç. Dr. Aygül Demirol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı (IVF) ile ilgili bilgi verdi.

Genel tanım olarak 3 ve üzerinde tüp bebek tedavisinden olumlu sonuç alınmamasının ''tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı'' olarak ifade edildiğini belirten Demirol, bunun embriyo kalitesi, genetik faktörler, rahime bağlı nedenlerin yanı sıra anne adayının sistemik rahatsızlıklarından kaynaklanabildiğini söyledi. Demirol, ''En ileri teknikler bile olsa, henüz çözülememiş moleküler düzeyde birçok faktör mevcut olduğu için tam bir başarıdan söz edilemez'' dedi.

Tedavi öncesinde çiftlerin her yönden iyi analiz edilmesi gerektiğine işaret eden Demirol, özellikle hormonal ve immün olarak değerlendirilmelerin çok önemli olduğunu vurguladı. Demirol, troit sorunları, prolaktin yüksekliği, immün sistem ile ilgili bazen net tanı konulamamış sinsi seyreden romatolojik, gastrolojik ve tüm diğer sistemler ile ilgili sorunlar olabildiğini belirterek, bunların çözümlenmesi halinde tedaviden iyi yanıt alınabildiğini söyledi.

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında mutlaka nedenin tam olarak tespit edilmesi gerektiğini belirten Demirol, yol haritasının ona göre şekillenmesi gerektiğini bildirdi.

-''KISIRLIKTA ERKEK FAKTÖRÜ ÖNEMLİ YER TUTULUYOR''-

Kısırlık vakaları analiz edildiğinde, önemli bir oranda erkek faktörünün ön plana çıktığına dikkati çeken Demirol, erkek kısırlığının iyi analizi ve teşhisi ile tedavi yöntemleri sayesinde birçok çiftte olumlu sonuçlar elde edildiğini belirtti.

Demirol, erkek faktörü değerlendirilirken temel analizin sperm örneğinin incelenmesi olduğunu anlatarak, sperm sayısının, hareket kabiliyetinin, spermin dölleme yeteneğinin ve gerekli vakalarda genetik analizinin önemli olduğunu vurguladı. Demirol, ''Sayısal düşüklük, hareket oranı düşüklüğü ya da tam hareketsizlik, şekil bozuklukları ve sperm örneğinde genetik olarak DNA kırıklarının yoğun olması kısırlık nedeni. Çevresel faktörler, çalışma şartlarında maruz kalınan birçok toksik madde, sigara, erkek yaşının ilerlemesi de sperm kalitesini düşürüyor'' diye konuştu.

Tedavi öncesi erkeğin iyi analiz edilmesi gerektiğini belirten Demirol'un verdiği bilgiye göre, bazı vakalara özel antioksidan ve vitamin tedavisi gerekli olabiliyor. Kimi daha ciddi vakalarda da hormon tedavisi ve sperm yapımının uyarılması gerekiyor.

Tedavide zorlanılan grubu, sperm sayısı çok düşük ve kalitesiz olan vakalar ve hiç sperm olmayan azospermi vakaları oluşturuyor. Şiddetli erkek faktöründe tüp bebek teknikleri içerisinde High Magnification mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi, birçok vakada çözüm getiriyor.

Mikroenjeksiyon tekniğinde her bir yumurta içerisine bir sperm enjekte ediliyor. Seçilen sperm kalitesi direkt olarak tedavi sonucunu etkiliyor.

-KALİTELİ SPERM SEÇİMİNDE SON TEKNOLOJİ IMSI-

Tüp bebek başarısında kaliteli sperm seçimi çok önemli bir yer tutuyor. Şiddetli erkek faktörü olan kısırlık tedavisi gören çiftlerde ICSI, büyük büyütmeli mikroenjeksiyon (IMSI) yöntemi etkin sonuç alınmasını sağlıyor.

Henüz yeni, ancak etkinliği kanıtlanmış bir uygulama olan ve dünyanın seçkin birkaç merkezinde uygulanan yöntem, mikroenjeksiyon işleminde kullanılacak spermin en ileri teknolojik imkanlar ile binlerce kat büyütülerek incelenmesini ve böylelikle en iyi spermin seçilmesini sağlıyor. Bu işlem için özellikli bir mikroskop kullanılıyor.

Mikroenjeksiyon işleminde her bir olgun kadın yumurtası bir adet sperm ile dölleniyor. Embriyo kalitesini yumurta ve spermin kalite derecesi etkiliyor. Döllemede kullanılacak spermin seçimi bu nedenle hayati önem taşıyor. Eğer sperm dölleme, kapasitesi en iyi olan ve genetik olarak en kaliteli sperm seçilirse işlemde döllenme oranı yüksek, embriyo kalitesi yüksek, gebelik oranı yüksek ve gebelik kaybı oranı düşük oluyor.

Normal mikroenjeksiyon sisteminde sperm 100 ila 400 kat büyütülerek seçilirken, IMSI'de spermler 1600 ila 7000 kata kadar büyütülerek son derece titiz ve sperm başındaki bazı özellikler detayla incelenerek seçiliyor ve mikroenjeksiyon uygulanıyor.

Bunun dışında mikroenjeksiyon esnasında sperm, polarizan mikroskop altında incelenerek baş kısmındaki parlaklığa göre değerlendirilerek seçiliyor.

-KO-KÜLTÜR YÖNTEMİ-

Ko-Kültür (co-culture) yönteminde de embriyo, laboratuvarda özel sıvılar içerisinde geliştiriliyor.

Bu sıvılar yumurta ve spermin döllenmesinden embriyonun gelişimine ve anne rahmine yerleştirilmesine kadar bir besi yeri görevi yapıyor ve anne rahmi ile tüplerdeki sıvıları taklit ediyor. Bu yöntem ile daha kaliteli embriyolar elde ediliyor ve gebelik oranı artıyor.

Bu yöntem, normal tüp bebek tedavisi ayında kolaylıkla uygulanıyor ve hastaya ek bir maliyet yaratmıyor. Eski Ko-kültür yöntemlerinde rahim içinden alınan hücreler kullanılıyor, hasta tüp bebek tedavi ayından bir ay önce rahim içi örneklemesi için işleme alınıyor ve ek olarak ciddi miktarda para ödüyordu. Maliyet dışında, yumurta çevresi hücrelerden üretilen ko-kültür çok daha iyi sonuçlar veriyor.

Bu yöntem Amerika, Fransa ve Hindistan'da belli merkezlerde uygulanıyor.

Başarıya ulaşmak için bazı tekniklerin beraber kullanımı da gerekebiliyor. Örneğin; Lazer tekniği kullanılarak yapılan özel bir mikroenjeksiyon sistemi ile yumurta daha az zedeleniyor ve daha kaliteli embriyolar elde ediliyor. Lazer sistemi ve ko-kültür birlikte kişiye özel uygulandığında maksimum başarı elde ediliyor.

Rahim içinde bebeğin yerleşeceği alanın yapısı ile ilgili faktörler de kısırlık nedeni olabiliyor. Tıbbi literatürde ''rahime bağlı'' anlamına gelen uterin faktörlerde de değerlendirme yapılması için ''Ofis Histeroskopi'' yöntemi kullanılıyor.

Rahim içinin değerlendirildiği altın standarta sahip bir teknik olarak tanımlanan Histeroskopi, son teknikle geliştirilen ofis histeroskopi ile hastalara anestezisiz, ofis şartlarında kısa sürede işlem uygulanabiliyor.

Rahime bağlı sorunların tespit edilmesi halinde aynı anda tanı konulup tedavi yapılarak, gebelik oranları artırılabiliyor.

AA

Tüp bebek için yaşını büyütenler var

Tüp bebek uygulamasında embriyo sayısını düşüren düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra 35 yaş sonrasında iki embriyo transferine izin verildiği için bazı hastaların yaşlarını büyütmeyi bile düşündükleri belirtildi.


Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recai Pabuçcu, 6 Mart'ta yürürlüğe giren yeni Tüp Bebek Yönetmeliği ile transfer edilen embriyo sayısına yasal sınırlamalar getirildiğini, yeni düzenlemeyle 35 yaş altında birinci ve ikinci uygulamada sadece bir embriyo, üçüncü ve sonraki uygulamalarda iki embriyo, 35 yaş sonrasında ise ancak iki embriyo transferine izin verildiğini hatırlattı.

Bu düzenleme sonrası, yaptıkları tüp bebek uygulamalarında başarı oranlarında gözle görülür düşüşler meydana geldiğini bildiren Pabuçcu, "Çünkü tek embriyoda başarı şansı yüzde 20-21 iken çift embriyoda yüzde 40-45'e, üç embriyoda ise yüzde 50-60'a çıkıyor. Dolayısıyla artık tek embriyo transferi yaptığımız için başarı oranımız düştü" dedi.
GEBELİK ORANI DÜŞTÜ
Pabuçcu, "Yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği 6 Marttan sonra tüp bebekte gebelik oranları oldukça düştü. Hastalarımız birden fazla embriyo transferi yapılması konusunda ısrar ediyor, ama biz kurallara uymak zorundayız. 35 yaş sonrasında iki embriyo transferine izin verildiği için yaşlarını büyütmeyi düşünen hastalarımız bile var" diye konuştu.
AA 

3 Ağustos 2010 Salı

Üreme Nedir ?


Çocukluğumuzda oyunlarda anne ya da baba olarak başladığımız rol dağılımında gün gelecek, oyunların gerçeğe döneceğini ve birer ebeveyn olacağımızı nereden bilebilirdik. Peki, bu oyun ya da hayallerin bir gün büyük bir kâbusa dönüşebileceği hiç aklımıza gelir miydi? Şimdi kâbuslardan bahsetmenin sırası değil elbette. Gelin, oyunu baştan kuralım ve akşam evinde oturan evli çiftten başlayalım.
Evin içini dolduran televizyon sesi, radyodan gelen müzik ya da akraba, eş dostun olduğu kocaman salon, yeni yenmiş akşam yemeği, odalardan biri genelde boş bırakılan bir ev, j;ene de sessiz bir ev... Evlilikte bir şeyler eksik gelmeye haşlıyor arlık, yok yok, daha evlendiğiniz ilk günden
itibaren sizden bebek bekleyen sizin dışınızdaki herkese artık siz de katılıyorsunuz. Kim bilir, belki de birbirinizle paylaşamadınız ama siz de evlenmeyi çocuk yetiştirebilmek için kabul ettiniz. Bu aşamaya nasıl gelmiş olursanız olun, artık bir bebek oyunun yeni kahramanı olmak için akıllara düşmüş durumda. Önemli olan bunun ortak bir hayalin gerçek kahramanı olabilmesidir. Elbette sağlıklı çocuklar için sağlıklı ebeveynler olmak gerekiyor. Öyleyse 'bir çocuk yapsak mı' sorusu kafamızda ilk kez belirdiğinde neler yapılmalı, nasıl hazırlanmalısınız? Şimdi okuyacaklarınız size ayrıntılarıyla anlatacaklarım adına sadece bir kısa giriş.
Önce aynada kendinize bir bakın isterseniz, tartıya çıkın da diyebilirdim ama aynaya bakmak şimdilik yeterli olabilir. Artık ideal kilonuzun ne olması gerektiğiyle ilgilenmek için iyi bir nedeniniz var; eve, hayatınıza yeni bir ortak hazırlığındasmız. Bunun için psikolojinizi hazırladığınızı varsayalım, ki 'ben çocuk istiyorum' demek buna yeterince hazır olduğunuzu göstermeyecektir; neyse, aynanın önünde de çok zaman kaybetmenin size faydası olmayacağı için gerçeklerle yüzleşme zamanıdır. Fazla kilolar ya da olması gerekenden düşük kilolar normal yumurtlama fonksiyonlarınızı bozarak gebelik şansınızı azaltabilir, gebe kaldığınızda sorunlar yaşamanıza yol açabilir, anestezi ihtiyacınız olduğu zaman gene vücut ağırlığınızdan kaynaklanan sıkıntılar yaşanabilir. Şimdi tüm bunları bilerek önlenebilir risklerden uzaklaşmanın zamanıdır. Vücut kitle indeksinizi hesaplayıp (kitabın sonunda, ekler bölümünde bununla ilgili bir tablo bulabilirsiniz), 2030 arasındaki smırlardaysanız aynanın önünde daha fazla durabilirsiniz, yok değilse zaman kaybetmeden bir diyetisyen takibinde ideal kiloya ulaşmaya çalışınız. Her şey bu kadarla bitmiyor, hayat tarzında bazı değişikliklerin de zamanı gelmiş durumda. Hani, her hafta başında başlanan diyetler gibi her gün bırakılan sigaralar vardır ya, ondan kurtulmanın tam zamanıdır. Üreme hücreleri üzerine zararlı etkileri net
olarak kanıtlanmış sigara uğruna gebelik şansınızı, sigara içmeyenlere göre neredeyse yüzde 40 oranında azaltmak, gebelik sırasında içmeye devam etmeniz durumunda bebeğinizin doğum ağırlığının düşük olmasını ya da erken doğum risklerini göze almak ne kadar akıllıca bir yaklaşım olur, siz karar verin.
Bunları okudunuz ve artık biliyorsunuz, en azından kitabı okurken yaktığınız sigarayı söndürmekle başlayabilirsiniz. Alkol kullanımı sigara kadar yaygın olmasa da bebek düşüncesiyle yan yana hiç iyi görünmüyor, eğer hayatınızda bir yerlerdeyse ona da veda etme zamanı. Herhangi bir sebeple kullanmakta olduğunuz ilaçların gebelik hazırlığı sırasında ve gebelik süresince nasıl devam etmesi gerektiğini hekiminizle mutlaka paylaşın. Kullanmakta olduğunuz bazı ilaçların kesilmesi, değiştirilmesi ya da dozunun tekrar ayarlanması gerekebilir. Kendinizi sağlıklı hissediyor olsanız da düzenli olarak yapılması gereken takiplerinizi gözden geçirin ve zamanı gelmişse bu hazırlık döneminde bunları mutlaka tamamlayın.
Size ipucu olabilecek birkaç muayene ve tetkik önerileri yapayım; basit bir kan basıncı kontrolüyle tansiyon hastalığı varlığı hakkında kolayca bilgi edinilebilir. Karaciğer ve böbrek fonksiyonları, şeker düzeyi, kansızlık (anemi) durumu kan tetkikiyle basit ve hızlıca öğrenilebilir. İdrar tetkikiyle muhtemel idrar yolu enfeksiyonunun varlığının ortaya konması sağlanabilir. Geçirmiş olduğunuz enfeksiyonlar da kan testiyle taranabilir ve gerekliyse aşılarınız yapılır. Çünkü bazı enfeksiyonlar gebelik sırasında geçirildiğinde hasretle beklediğiniz bebeğinizde çok sayıda anomalinin ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Gene önlenebilir anomaliler içinde, vücudunuzda eksik olan folik asit yüzünden oluşabilecek merkezi sinir sistemi anomalileri, hazırlık döneminde günlük alacağınız 0,4 mg. folik asit preparatlarıyla ya da diyetinize ekleyeceğiniz folik asitten zengin yeşil yapraklı sebzeler, por
takal suyu, mısır gibi besinlerle desteklenerek önlenebilir. Jinekoloji muayenesinin vazgeçilmez parçası olan pap smear testiniz de eğer aradan bir yıldan uzun zaman geçtiyse tekrarlanmalı ve gebelik sırasında hormonlarınız nedeniyle değişecek olan vücudunuzda tanısı gecikecek hastalıkların erken yakalanmasını sağlayacaktır.
Benzer şekilde, hormonlara ileri derecede duyarlı meme de gebelik öncesinde mutlaka değerlendirilmelidir. Kendi kendinize veya konusunda uzman hekimin muayenesiyle önlenebilir hastalıklardan korunmuş olursunuz. Ailede bilinen bir genetik hastalık durumunda bu hastalığın sizin bebeğiniz açısından ne kadar risk taşıyacağı gene uzmanıyla konuşulması gereken bir durumdur. Genel sağlığınız içinde diş sağlığı da ihmal edilmemeli ve kontrolü yaptırılmalıdır.
Bunca sözün ardından baba adaylarına da biriki öneride bulunmak yerinde olur. Erkek üreme hücreleri sıcağı sevmez, bu nedenle sizi sıkmayacak iç çamaşırları ve pantolonlar tercih edin. Sıcak suyla banyo yapmaktan kaçının, anne adayları gibi sizin de sigara ve alkolden aynı derecede zarar göreceğinizi unutmayın ve aynı fedakârlığı siz de yapın, bu alışkanlıklarınızdan vazgeçin. Kimyasal ajanlardan ve radyasyondan uzak durun ve evet, siz de fazla kilolardan şikâyetçiyseniz onlardan kurtulun.
Şimdi bu kadar sohbetin ardından sizi yavaş yavaş hekimler arasında geçen ve çok zaman sizin de kullandığınız terimlere ısındırarak kadını ve erkeği anlamaya başlayalım.
'BİR BEBEĞİMİZ OLSUN' DEMEKLE
BEBEĞİNİZ OLUR MU?
Doğal Hayatta Nasıl Gebe Kalınır: Anatomi ve Fizyoloji
Dr. Bora Cengiz
Aklınızdan daha ilk geçtiği anda bebek sahibi olabilir misiniz? Bazıları bunun oldukça kolay olduğunu düşünürler, hatta bazı 'çok erkekler7; ceketimi çıkartıp yatağa atıyorum, bir bakıyorum, hanım hamile kalmış, der. Oysa biliyoruz ki hamile kalmak için marifetli bir ceketten çok daha fazlası gereklidir. Çiftlerin yüzde 15'inde erkek bütün gardırobunu yatağa boşaltsa da gebelik gerçekleşmez. Bir bebeğe sahip olabilmek için yapı (anatomi) olarak sağlıklı anne babaya, hem erkek hem de kadında sağlıklı çalışan yumurtalıklara (kadında överler ve erkekte testisler), yumurtalıkların sağlıklı olarak çalışmasını sağlayan hormonlara ve bütün bunlarla birlikte
iyi bir zamanlamaya ihtiyaç vardır. Bundan önceki cümlede dört kere tekrarladığım gibi, üreme için çok 'sağlıklı' olmak gerekiyor.
Bu ilk bölümde size üreme sağlığının bileşenlerinden bahsedeceğim. Yani, bebek sahibi olmak için aslında bir ceketten fazlasına sahip olmanız gerektiği üzerinde duracağım. Doktorların tek görevi tanı ve tedavi değildir. Bir görevimiz daha var, sizleri bilgilendirmek ve bilinçlendirmek; elinizdeki kitabın tamamı bunu hedefliyor. Bu bölümde kullanılan terimler size teknik ve anlaşılması zor gelebilir, kolay anlayabilmeniz için ilk karşılaştığınız terimlerin genel anlamını parantez içinde belirteceğim (uterus=rahim gibi). Bu bölümü bitirdikten sonra 'yumurtalıklarınızın neden üşüyemeyeceği', adet kanamasının kirlenme ya da vücuttan toksinlerin atıldığı bir dönem olmadığı gibi faydalı bilgilerle donanacaksmız.
SAĞLIKLI KADIN VE ERKEK NE DEMEKTİR?
Birinci şart; sağlıklı bir anatomidir. Anatomi, Yunanca'da 'kesip çıkarmak' anlamına gelen bir sözcüktür ve biyoloji biliminin canlıları yapısı ve düzeniyle ilgilenen dalıdır. İnsan vücudunu inceleyen bu bilim dalının bütün bölümlerini burada tartışacak değiliz. Tıp eğitimi sırasında bizim bir yılımız bu bilim dalını öğrenmekle geçti. Ama ne tıp fakültelerinde ne de oraya erişene kadarki ortaokullise döneminde cinsel eğitim dersleri verilmediği için üreme sağlığının detaylarıyla ilgili sağlıklı bilgilere kavuşma imkânı olmadı.
Oysa sağlıklı üremenin ilk koşulu insanın kendi bedenini ve karşı cinsin bedenini doğru olarak bilmesi, tanımasıdır. Burada 'doğru' kelimesini özellikle vurgulamak istiyorum. Bütünüyle sağlıklı olan ve bebek sahibi olamayan yüzlerce çiftle karşılaştım. Bazılarında bebek sahibi olamamalarının tek sebebi, bedenlerini tanımamaları ve cinsel birleşmeyi başaramamış olmalarıdır. Toplumsal öğretilerle korkutulan
ama bilgilendirilmeyen bu çiftler çok zaman ilişkiye nereden ve nasıl girileceğini bilemezler. Bunun tam tersi noktadaysa, istemeden gebe kalmış ve kürtaj için başvuran çiftler vardır. Hepsi üreme sağlığıyla ilgili kulaktan dolma bilgilerle donatılmış, basit gerçekleri bilmedikleri için istemeden gebe kalmış veya istedikleri halde gebe kalamamış çiftlerdir. Bunun suçlusu o çiftler değil, üreme sağlığı konusunda zamanında ve doğru bilgilendirme yapmakla yükümlü olanlardır. Şimdi biz kendimize düşen sorumluluğu bu kitapla üstleniyoruz; o yüzden, kitabımızı sıkılmadan sonuna kadar okuyabilmenizi diliyorum.